Müsterih kelimesi ne anlama gelir ?

Berk

New member
Müsterih Kelimesi Ne Anlama Gelir? Bir Hikâyenin Ardında Duruş ve Huzur

Bir gün, eski bir köyde yaşayan Hasan, derin düşünceler içinde yürüyordu. O an, köy meydanına yaklaşırken, yaşlıca bir adamın sohbet ettiği bir grup insana rastladı. Şehre yeni gelen bir tüccar, köylülerle ticaret yapmak üzere pazarlık yapıyordu ve herkes oldukça gergindi. Ama bir tek Hasan, her şeyin arkasında başka bir şeyler olduğunu hissediyordu.

“Düşün,” dedi içinden Hasan, “bu huzursuzluk, bir şeylerin yolunda gitmediğini mi işaret ediyor, yoksa kaygıların zamanla nasıl çözüleceğini görmemize mi yardımcı oluyor?” O esnada, tüccar bir şeyler söyledi ve tüm köyün kalbinde yankı uyandıran bir sessizlik oldu. Ama Hasan, bir şey fark etti: O an, tüccarın yüzündeki sakinlik, müsterih olmanın gerçek anlamını ona gösteriyordu.

Müsterih Olmak: Bir Kelimenin Gücü ve Anlamı

“Müsterih” kelimesi, genellikle huzurlu, sakin, bir şeylere kaygı duymayan bir durumu tanımlar. Arapçadaki kökeninden türetilmiştir ve bu kelime, içsel bir rahatlık ve huzurun ifadesidir. Hasan’ın o anki huzurlu durumu gibi, müsterih olmak, bazen gerçekten dışsal faktörlerden bağımsız bir şekilde içinizdeki sakinliği bulabilmektir. Tüccar ve Hasan’ın örneğiyle birleştirdiğimizde, müsterih olmak, sadece dış dünyaya bağlı olmaktan ziyade, kendi içindeki dengeyi bulmakla ilgilidir.

Peki ama bu kavram, erkekler ve kadınlar arasındaki farklı bakış açılarıyla nasıl şekillenir? İşte hikâyemize dönersek, bu sorunun cevabı aslında çok basit: Gerçek müsterihlik, bireysel bir iç yolculuk olsa da, kadın ve erkeklerin farklı yaklaşımlarına göre farklı anlamlar taşır.

Erkeklerin Çözüm Odaklı ve Stratejik Yaklaşımı: Huzuru Bulmanın Yolu

Hasan’ın stratejik bir çözüm bulma eğilimi vardı. Erkeklerin çoğu gibi, o da bazen bir problem ortaya çıktığında hemen çözüm arayışına girerdi. Örneğin, tüccarın verdiği zorlu pazarlık, köylüleri tedirgin etmişti. Ancak Hasan, olaya daha soğukkanlı bir şekilde yaklaşarak tüccarın gücünden ziyade, köylüler arasında daha fazla dayanışma yaratmaya karar verdi. Ne de olsa, müsterih olmak, bazen dışsal faktörlere odaklanmak yerine, kendi içindeki güçle bağlantı kurmak demekti.

Bu yaklaşım, erkeklerin çoğunun çözüm odaklı ve stratejik bakış açısını yansıtır. Onlar için huzur, genellikle problemlerin çözülmesiyle gelir. Tüccarın ne dediğini, köylülerin ne düşündüğünü düşünmek yerine, Hasan kendi çözümünü yaratmıştı: Bütün köyü bir araya getirmek. İçsel bir sakinlik yaratmak için dışarıdaki her şeyden bağımsız bir çözüm bulmuştu.

Hasan’ın bu yaklaşımı, "Müsterih" olmanın bir başka yönüdür: Problemi çözmek ve buna dair bir strateji geliştirmek. Belki de bu, sadece iç huzurun değil, dış huzurun da temelidir. Erkeklerin bu çözüm odaklı yaklaşımı, bazen olayları kontrol etme ve dışsal faktörleri denetleme ihtiyacından doğar. Ama ne zaman başarırsak, içsel rahatlık ve durgunluk da gelir.

Kadınların Empatik ve İlişkisel Yaklaşımı: Huzurun Sosyal Yansıması

Ancak Hasan’ın yanında olan Ayşe, bir başka bakış açısına sahipti. Ayşe, kadınların empatik ve ilişkisel bakış açılarını yansıtan bir figür olarak, müsterih olmanın sadece bir iç rahatlık meselesi olmadığını anlıyordu. O, köylülerle birebir sohbet etmeyi, onlara kaygılarının nedenini sormayı ve bir çözüm bulmanın da sosyal bağları güçlendireceğine inanıyordu. Kadınlar genellikle bu tür durumlarda, çözüm arayışını sosyal ilişkiler ve duygusal bağlar üzerinden yönlendirirler.

Ayşe’nin yaklaşımı, “Huzur, dışsal faktörlerden bağımsız olarak, birbirimizi anlamakla gelir,” diyordu. O, köylülerle daha yakın bağlar kurmayı ve tüccarın pazarlığındaki gerginliği yumuşatmayı hedefliyordu. Çünkü kadınlar genellikle, problemleri çözerken, ilişkileri de güçlendirmeyi tercih ederler. Ayşe’nin müsterih olma anlayışı, bir araya gelerek, empatik bir ortamda sorunları birlikte çözme üzerineydi.

Ayşe’nin bakış açısı, içsel huzurun sadece kişisel değil, toplumsal bir süreç olduğunu ortaya koyar. Kadınların bu ilişkisel ve empatik yaklaşımları, yalnızca bireysel değil, çevresel huzuru da yaratmaya yöneliktir. Huzur, bazen tek başına değil, birlikte oluşturulacak bir ortamda daha anlamlı hale gelir. Bu da müsterih olmanın sosyal ve duygusal yönüdür. Ayşe, köylüler arasında dayanışmayı artırarak, tüccarın pazarlık gücüne karşı bir tür sosyal denge kurmuştu.

Müsterih Olmak: Hem İçsel Hem Dışsal Bir Huzur

Hikâyemiz ilerledikçe, Hasan ve Ayşe'nin farklı yaklaşımlarının bir birleşim noktasına geldiğini görüyoruz. Tüccar köylüleri zorlamakta ısrar ediyordu, ama köylüler, hem kendi iç huzurlarını hem de toplumsal bağlarını göz önünde bulundurarak, sonunda bir çözüm bulmayı başardılar. Hasan, çözümünü bulmuştu; Ayşe ise bu çözümü toplumsal bağlarla pekiştiriyordu. Sonuçta, her iki yaklaşım da "müsterih" olmanın bir parçasıydı.

Bu ikisi, erkeklerin çözüm odaklı ve stratejik yaklaşımlarının yanı sıra, kadınların empatik ve ilişkisel bakış açılarını birleştirerek müsterih olmanın ne demek olduğunu gösterdiler. Bu huzur, sadece bireysel bir rahatlık değil, aynı zamanda sosyal bir dayanışma da yaratıyordu.

Sonunda köyde huzur hâkim oldu. Tüccar, pazarlığı bırakmak zorunda kaldı ve köylüler hem maddi hem de manevi olarak huzura erdiler. Hasan’ın stratejik yaklaşımı ve Ayşe’nin empatik çözümü, köydeki tüm insanları bir araya getirmişti. Müsterih olmak, bazen içsel bir huzurun ötesine geçer, toplumsal bir denge yaratır.

Sonuç: Müsterih Olmak, Bir İçsel Yolculuk ve Sosyal Bir Bağdır

Hasan ve Ayşe’nin hikâyesi bize, müsterih olmanın yalnızca bireysel bir durum olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir olgu olduğunu hatırlatır. Erkeklerin çözüm odaklı ve stratejik bakış açıları, kadınların empatik ve ilişkisel yaklaşımları, müsterih olmanın farklı yönlerini keşfetmemize olanak tanır.

Hikâye sizce de bize şunu sormuyor mu? Gerçek huzur, yalnızca içsel bir rahatlık mıdır, yoksa başkalarıyla kurduğumuz ilişkiler de bu huzurun bir parçası mıdır? Müsterih olmak, yalnızca dış dünyadan bağımsız olmak değil, aynı zamanda başkalarıyla uyum içinde olmayı gerektiren bir hal midir?
 
Üst