Cansu
New member
Oysa kişinin yaptığı şey gerçekten doğru mu, yoksa sadece çevresinin beklentisine mi uyuyor?
Bence asıl sorulması gereken soru bu.
Çünkü toplumun alkışladığı her davranış doğru olmadığı gibi toplumun eleştirdiği her davranış da yanlış değildir.
Bugünün Sosyal Medya Dünyasında “Yüz Akı”
Deyimin günümüzde ilginç bir başka karşılığı da sosyal medya.
İnsanlar artık yaptıkları işleri yalnızca yapmıyor, aynı zamanda sergiliyor. Bir yardım, bir başarı, bir seyahat, bir iş toplantısı, hatta bazen sıradan bir kahve bile fotoğraf ve video eşliğinde paylaşılabiliyor.
Bu durum “gösteriş” ile “paylaşım” arasındaki sınırı tartışmalı hâle getiriyor.
Bir insan yaptığı iyiliği paylaşınca bunu gerçekten yardım bilincini artırmak için mi yapıyor, yoksa beğeni almak için mi?
Kesin bir cevap vermek her zaman mümkün değil.
Aynı davranışın arkasında birden fazla motivasyon bulunabilir.
Dolayısıyla bir başkasını sırf görünür olduğu için “yüzünün akıyla çıkmadı” diye değerlendirmek de adil olmayabilir.
Burada niyet, sonuç ve davranışın kendisi birlikte düşünülmeli.
Bu Deyimi Kullanırken Yapılan Anlam Hataları
Deyim bazen yalnızca “çok başarılı olmak” anlamında kullanılıyor. Oysa deyimin anlamında onur, saygınlık ve mahcubiyet yaşamama boyutu da bulunuyor. Habertürk+1
Dolayısıyla:
“Takım turnuvayı kazandı, yüzünün akıyla çıktı.”
kullanımı anlaşılır.
Ama:
“Çok para kazandı, yüzünün akıyla çıktı.”
cümlesi bağlama göre eksik kalabilir. Para kazanmak tek başına deyimin taşıdığı ahlaki ve itibari boyutu karşılamaz.
Deyimin en doğal kullanımlarında genellikle bir zorluk, sınav, sorumluluk veya risk vardır.
Forumda Tartışmaya Değer Sorular
Sizce bir insan başarısız olduğu hâlde yüzünün akıyla çıkmış olabilir mi?
Örneğin bir iş görüşmesini kaybeden ama kendisini doğru ifade eden, karşı tarafı yanıltmayan ve kendi ilkelerinden taviz vermeyen biri için bu deyim kullanılabilir mi?
Ya da tam tersine, büyük bir başarı elde eden fakat bunu başkalarının emeğini sömürerek yapan biri gerçekten “yüzünün akıyla” çıkmış sayılır mı?
Bir başka soru daha var: Günümüzde insanların kendi değerlerinden çok çevrenin düşüncesini önemsemesi, “yüz akı” kavramını sağlıklı bir ahlak anlayışından çıkarıp “el âlem ne der” baskısına dönüştürüyor olabilir mi?
Bana kalırsa deyimin asıl gücü de bu soruların kesin bir cevabının olmamasında.
Sonuç: Yüz Akı Bir Sonuçtan Çok Bir Süreç Meselesi
“Yüzünün akıyla çıkmak” Türkçede yalnızca “başarılı olmak” anlamına gelen sıradan bir ifade değil. Başarıya giderken kişinin onurunu, güvenilirliğini ve saygınlığını korumasını da anlatan güçlü bir deyim.
Güvenilir sözlük kaynaklarında da temel anlamı, bir işi başarıyla tamamlayıp kişinin kendisini küçük düşürecek veya utanacağı bir duruma düşmemesi şeklinde veriliyor. Habertürk+1
Benim açımdan deyimin en önemli mesajı şu: Hayatta her mücadeleyi kazanamayız. Her sınavdan yüksek not alamayız, her projeyi başarıyla bitiremeyiz, her tartışmada istediğimizi kabul ettiremeyiz.
Ama bütün bunların sonunda kendimize dönüp “Ben elimden geleni dürüstçe yaptım mı?” diye sorabiliriz.
Belki de insanın gerçek anlamda “yüzünün akıyla çıkması”, herkesin onu başarılı ilan etmesinden önce, kendi davranışlarının arkasında utanmadan durabilmesidir.
Dostlar Alışverişte Görsün Deyim mi Atasözü mü? İşin İçinde Biraz Gösteriş, Biraz Mizah Var
Bazı deyimler vardır, insanın hayatındaki bir durumu öyle güzel yakalar ki duyduğun anda “Tam olarak bunu anlatıyor!” dersin. “Dostlar alışverişte görsün” de benim gözümde bunlardan biri. Özellikle birinin bilgisayar başında üç saattir ciddi ciddi ekranı seyredip arada bir fareyi oynatması gibi durumlarda bu deyim aklıma geliyor.
Çalışıyor mu?
Görüntüye göre evet.
Gerçekten bir şey üretiyor mu?
İşte orası biraz tartışmalı.
Üstelik deyimin içinde “alışveriş” kelimesi geçmesi de ayrı bir güzellik. Çünkü insanın zihninde gerçekten dükkâna girip çıkan insanlar canlanıyor. Oysa burada gerçek bir alışverişten çok, iş yapıyormuş gibi görünme fikri var.
Türkçe sözlük kaynaklarında ifade açık biçimde deyim olarak sınıflandırılıyor ve “gösteriş olsun; amaç iş yapıyor görünmek, iş yapmak değil” anlamında açıklanıyor. Vikisözlük+1
Yani cevap kısa: “Dostlar alışverişte görsün” bir deyimdir, atasözü değildir.
Ama bence asıl eğlenceli kısım bunun neden böyle olduğunda başlıyor.
Deyim mi Atasözü mü? Önce Farkı Netleştirelim
Deyim ve atasözü günlük konuşmada birbirine çok yakın kullanıldığı için karıştırılabiliyor.
Deyimler genellikle bir durumu, davranışı veya olayı daha renkli ve çoğu zaman mecazlı biçimde anlatan kalıplaşmış sözlerdir.
Atasözlerinde ise çoğunlukla genel bir yargı, öğüt veya hayat tecrübesi bulunur.
“Dostlar alışverişte görsün” doğrudan bir öğüt vermiyor. “Şunu yapın, böyle davranın” şeklinde genel bir hayat kuralı ortaya koymuyor. Daha çok bir davranış biçimini eleştiren, hatta hafifçe tiye alan bir ifade olarak kullanılıyor.
Kaynaklarda da bu ifade “deyim” olarak sınıflandırılmış durumda. Vikisözlük+1
Dolayısıyla “atasözü mü, deyim mi?” tartışmasında ölçü basit:
Deyim.
Ama işin kültürel hikâye tarafı biraz daha renkli.
“Dostlar Alışverişte Görsün” Ne Demek?
Deyimin anlamı, bir işi gerçekten yapmak yerine sırf çevreye çalışıyor, uğraşıyor veya bir şey üretiyor görüntüsü vermek şeklinde özetlenebilir. Habertürk+1
Mesela ofiste bir çalışan düşünelim.
Bilgisayar açık.
Excel açık.
Yanında kahve var.
Yüz ifadesi ciddi.
Klavyeden ara sıra birkaç ses geliyor.
Dışarıdan bakınca ulusal ekonomi için kritik bir rapor hazırlanıyor sanabilirsiniz.
Meğer adam internetten “kışın balkon bitkileri nasıl korunur?” araştırıyor.
İşte burada forum ahalisi hep birlikte:
“Dostlar alışverişte görsün!”
diyebilir.
Fakat deyimin asıl eleştirisi bilgisayar başında oturmak değil. Görünüş ile gerçek faaliyet arasındaki fark.
Bir insan çalışıyor gibi görünüyorsa ama asıl amacı yalnızca başkalarına çalışıyor izlenimi vermekse bu deyim tam yerine oturuyor.
Peki Bu İfade Nereden Geliyor?
Bu sözün kökeni konusunda özellikle Nasreddin Hoca anlatılarıyla ilişkilendirilen bir hikâye yaygın biçimde aktarılıyor. Akademik bir kaynakta yer alan varyantta Nasreddin Hoca'nın yumurta alıp sattığı, ancak alışverişten zarar ettiği ve bunu görenlere “dostlar bizi alışverişte görsün” şeklinde karşılık verdiği anlatılıyor. Açık Erişim
Başka bir MEB okul yayını da benzer bir Nasreddin Hoca anlatısını verir: Hoca yumurtaları bir fiyattan alıp daha düşük bir fiyattan satmakta ve bunu “dostlar alışverişte görsün” şeklinde açıklamaktadır. Şehitlik Anadolu İmam Hatip Lisesi
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Bu hikâyeyi deyimin kesin tarihsel kökeni olarak kabul etmek yerine, deyimle ilişkilendirilen geleneksel anlatılardan biri olarak değerlendirmek daha sağlıklı.
Çünkü halk kültüründe Nasreddin Hoca'ya zaman içinde çok sayıda fıkra ve söz atfedildiği biliniyor. Bir ifadenin bugün belirli bir hikâyeyle anlatılması, o hikâyenin mutlaka ilk ortaya çıkış kaynağı olduğunu kanıtlamaz.
Bence dil konusunda en sık yapılan hatalardan biri de burada: İnternette bir hikâye bulununca hemen “İşte deyimin kesin kökeni budur” denmesi.
Oysa dil tarihi biraz daha sabır ister.
Neden “Alışverişte Görsün”?
Deyimin mizahı biraz da burada.
Alışveriş yapmak normalde ekonomik bir faaliyet. Bir şey alırsınız, bir şey satarsınız, karşılığında para veya başka bir değer ortaya çıkar.
Fakat “dostlar alışverişte görsün” denildiğinde alışverişin gerçek amacı ortadan kalkıyor.
Ortada hareket var ama sonuç yok.
İnsanlar çalışıyor görüyor ama gerçek üretim sınırlı.
Bir başka deyişle:
Sahne var, oyuncu var, dekor var; fakat oyun biraz şüpheli.
Bu nedenle deyim özellikle gösteriş ile gerçek faaliyet arasındaki farkı anlatmak için son derece kullanışlı.
Ofis Hayatının Resmî Olmayan Sloganı Olabilir mi?
Şimdi dürüst olalım.
Bu deyim modern çalışma hayatında zaman zaman fazlasıyla tanıdık geliyor.
Toplantı yapılır.
Bence asıl sorulması gereken soru bu.
Çünkü toplumun alkışladığı her davranış doğru olmadığı gibi toplumun eleştirdiği her davranış da yanlış değildir.
Bugünün Sosyal Medya Dünyasında “Yüz Akı”
Deyimin günümüzde ilginç bir başka karşılığı da sosyal medya.
İnsanlar artık yaptıkları işleri yalnızca yapmıyor, aynı zamanda sergiliyor. Bir yardım, bir başarı, bir seyahat, bir iş toplantısı, hatta bazen sıradan bir kahve bile fotoğraf ve video eşliğinde paylaşılabiliyor.
Bu durum “gösteriş” ile “paylaşım” arasındaki sınırı tartışmalı hâle getiriyor.
Bir insan yaptığı iyiliği paylaşınca bunu gerçekten yardım bilincini artırmak için mi yapıyor, yoksa beğeni almak için mi?
Kesin bir cevap vermek her zaman mümkün değil.
Aynı davranışın arkasında birden fazla motivasyon bulunabilir.
Dolayısıyla bir başkasını sırf görünür olduğu için “yüzünün akıyla çıkmadı” diye değerlendirmek de adil olmayabilir.
Burada niyet, sonuç ve davranışın kendisi birlikte düşünülmeli.
Bu Deyimi Kullanırken Yapılan Anlam Hataları
Deyim bazen yalnızca “çok başarılı olmak” anlamında kullanılıyor. Oysa deyimin anlamında onur, saygınlık ve mahcubiyet yaşamama boyutu da bulunuyor. Habertürk+1
Dolayısıyla:
“Takım turnuvayı kazandı, yüzünün akıyla çıktı.”
kullanımı anlaşılır.
Ama:
“Çok para kazandı, yüzünün akıyla çıktı.”
cümlesi bağlama göre eksik kalabilir. Para kazanmak tek başına deyimin taşıdığı ahlaki ve itibari boyutu karşılamaz.
Deyimin en doğal kullanımlarında genellikle bir zorluk, sınav, sorumluluk veya risk vardır.
Forumda Tartışmaya Değer Sorular
Sizce bir insan başarısız olduğu hâlde yüzünün akıyla çıkmış olabilir mi?
Örneğin bir iş görüşmesini kaybeden ama kendisini doğru ifade eden, karşı tarafı yanıltmayan ve kendi ilkelerinden taviz vermeyen biri için bu deyim kullanılabilir mi?
Ya da tam tersine, büyük bir başarı elde eden fakat bunu başkalarının emeğini sömürerek yapan biri gerçekten “yüzünün akıyla” çıkmış sayılır mı?
Bir başka soru daha var: Günümüzde insanların kendi değerlerinden çok çevrenin düşüncesini önemsemesi, “yüz akı” kavramını sağlıklı bir ahlak anlayışından çıkarıp “el âlem ne der” baskısına dönüştürüyor olabilir mi?
Bana kalırsa deyimin asıl gücü de bu soruların kesin bir cevabının olmamasında.
Sonuç: Yüz Akı Bir Sonuçtan Çok Bir Süreç Meselesi
“Yüzünün akıyla çıkmak” Türkçede yalnızca “başarılı olmak” anlamına gelen sıradan bir ifade değil. Başarıya giderken kişinin onurunu, güvenilirliğini ve saygınlığını korumasını da anlatan güçlü bir deyim.
Güvenilir sözlük kaynaklarında da temel anlamı, bir işi başarıyla tamamlayıp kişinin kendisini küçük düşürecek veya utanacağı bir duruma düşmemesi şeklinde veriliyor. Habertürk+1
Benim açımdan deyimin en önemli mesajı şu: Hayatta her mücadeleyi kazanamayız. Her sınavdan yüksek not alamayız, her projeyi başarıyla bitiremeyiz, her tartışmada istediğimizi kabul ettiremeyiz.
Ama bütün bunların sonunda kendimize dönüp “Ben elimden geleni dürüstçe yaptım mı?” diye sorabiliriz.
Belki de insanın gerçek anlamda “yüzünün akıyla çıkması”, herkesin onu başarılı ilan etmesinden önce, kendi davranışlarının arkasında utanmadan durabilmesidir.
Dostlar Alışverişte Görsün Deyim mi Atasözü mü? İşin İçinde Biraz Gösteriş, Biraz Mizah Var
Bazı deyimler vardır, insanın hayatındaki bir durumu öyle güzel yakalar ki duyduğun anda “Tam olarak bunu anlatıyor!” dersin. “Dostlar alışverişte görsün” de benim gözümde bunlardan biri. Özellikle birinin bilgisayar başında üç saattir ciddi ciddi ekranı seyredip arada bir fareyi oynatması gibi durumlarda bu deyim aklıma geliyor.
Çalışıyor mu?
Görüntüye göre evet.
Gerçekten bir şey üretiyor mu?
İşte orası biraz tartışmalı.
Üstelik deyimin içinde “alışveriş” kelimesi geçmesi de ayrı bir güzellik. Çünkü insanın zihninde gerçekten dükkâna girip çıkan insanlar canlanıyor. Oysa burada gerçek bir alışverişten çok, iş yapıyormuş gibi görünme fikri var.
Türkçe sözlük kaynaklarında ifade açık biçimde deyim olarak sınıflandırılıyor ve “gösteriş olsun; amaç iş yapıyor görünmek, iş yapmak değil” anlamında açıklanıyor. Vikisözlük+1
Yani cevap kısa: “Dostlar alışverişte görsün” bir deyimdir, atasözü değildir.
Ama bence asıl eğlenceli kısım bunun neden böyle olduğunda başlıyor.
Deyim mi Atasözü mü? Önce Farkı Netleştirelim
Deyim ve atasözü günlük konuşmada birbirine çok yakın kullanıldığı için karıştırılabiliyor.
Deyimler genellikle bir durumu, davranışı veya olayı daha renkli ve çoğu zaman mecazlı biçimde anlatan kalıplaşmış sözlerdir.
Atasözlerinde ise çoğunlukla genel bir yargı, öğüt veya hayat tecrübesi bulunur.
“Dostlar alışverişte görsün” doğrudan bir öğüt vermiyor. “Şunu yapın, böyle davranın” şeklinde genel bir hayat kuralı ortaya koymuyor. Daha çok bir davranış biçimini eleştiren, hatta hafifçe tiye alan bir ifade olarak kullanılıyor.
Kaynaklarda da bu ifade “deyim” olarak sınıflandırılmış durumda. Vikisözlük+1
Dolayısıyla “atasözü mü, deyim mi?” tartışmasında ölçü basit:
Deyim.
Ama işin kültürel hikâye tarafı biraz daha renkli.
“Dostlar Alışverişte Görsün” Ne Demek?
Deyimin anlamı, bir işi gerçekten yapmak yerine sırf çevreye çalışıyor, uğraşıyor veya bir şey üretiyor görüntüsü vermek şeklinde özetlenebilir. Habertürk+1
Mesela ofiste bir çalışan düşünelim.
Bilgisayar açık.
Excel açık.
Yanında kahve var.
Yüz ifadesi ciddi.
Klavyeden ara sıra birkaç ses geliyor.
Dışarıdan bakınca ulusal ekonomi için kritik bir rapor hazırlanıyor sanabilirsiniz.
Meğer adam internetten “kışın balkon bitkileri nasıl korunur?” araştırıyor.
İşte burada forum ahalisi hep birlikte:
“Dostlar alışverişte görsün!”
diyebilir.
Fakat deyimin asıl eleştirisi bilgisayar başında oturmak değil. Görünüş ile gerçek faaliyet arasındaki fark.
Bir insan çalışıyor gibi görünüyorsa ama asıl amacı yalnızca başkalarına çalışıyor izlenimi vermekse bu deyim tam yerine oturuyor.
Peki Bu İfade Nereden Geliyor?
Bu sözün kökeni konusunda özellikle Nasreddin Hoca anlatılarıyla ilişkilendirilen bir hikâye yaygın biçimde aktarılıyor. Akademik bir kaynakta yer alan varyantta Nasreddin Hoca'nın yumurta alıp sattığı, ancak alışverişten zarar ettiği ve bunu görenlere “dostlar bizi alışverişte görsün” şeklinde karşılık verdiği anlatılıyor. Açık Erişim
Başka bir MEB okul yayını da benzer bir Nasreddin Hoca anlatısını verir: Hoca yumurtaları bir fiyattan alıp daha düşük bir fiyattan satmakta ve bunu “dostlar alışverişte görsün” şeklinde açıklamaktadır. Şehitlik Anadolu İmam Hatip Lisesi
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Bu hikâyeyi deyimin kesin tarihsel kökeni olarak kabul etmek yerine, deyimle ilişkilendirilen geleneksel anlatılardan biri olarak değerlendirmek daha sağlıklı.
Çünkü halk kültüründe Nasreddin Hoca'ya zaman içinde çok sayıda fıkra ve söz atfedildiği biliniyor. Bir ifadenin bugün belirli bir hikâyeyle anlatılması, o hikâyenin mutlaka ilk ortaya çıkış kaynağı olduğunu kanıtlamaz.
Bence dil konusunda en sık yapılan hatalardan biri de burada: İnternette bir hikâye bulununca hemen “İşte deyimin kesin kökeni budur” denmesi.
Oysa dil tarihi biraz daha sabır ister.
Neden “Alışverişte Görsün”?
Deyimin mizahı biraz da burada.
Alışveriş yapmak normalde ekonomik bir faaliyet. Bir şey alırsınız, bir şey satarsınız, karşılığında para veya başka bir değer ortaya çıkar.
Fakat “dostlar alışverişte görsün” denildiğinde alışverişin gerçek amacı ortadan kalkıyor.
Ortada hareket var ama sonuç yok.
İnsanlar çalışıyor görüyor ama gerçek üretim sınırlı.
Bir başka deyişle:
Sahne var, oyuncu var, dekor var; fakat oyun biraz şüpheli.
Bu nedenle deyim özellikle gösteriş ile gerçek faaliyet arasındaki farkı anlatmak için son derece kullanışlı.
Ofis Hayatının Resmî Olmayan Sloganı Olabilir mi?
Şimdi dürüst olalım.
Bu deyim modern çalışma hayatında zaman zaman fazlasıyla tanıdık geliyor.
Toplantı yapılır.