E defteri kimler tutar ?

Arda

New member
E-Defteri Kimler Tutar? Farklı Kültürler, Toplumlar ve Değişen Günlük Tutma Alışkanlıkları
[HEADING=1]E-Defteri Kimler Tutar? Günlük Tutmanın Kültürler Arası Hikâyesi[/HEADING]
Bir gün telefonumda notlar uygulamasını açıp birkaç satır yazarken şu soru aklıma gelmişti: İnsanlar neden hâlâ günlük tutuyor? Üstelik artık çoğumuzun cebinde kâğıt bir defter yerine telefon, tablet veya bilgisayar var. Kimi insanlar gün sonunda yaşadıklarını birkaç cümleyle kaydediyor, kimileri fotoğraflar ve ses kayıtları ekliyor, kimileri ise düşüncelerini tamamen gizli bir dijital alanda saklıyor. Bir de işin başka bir boyutu var: Acaba erkekler ve kadınlar günlüklerini aynı amaçlarla mı tutuyor? Farklı toplumlarda günlük tutmak ne anlama geliyor?

Burada küçük ama önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Türkiye'de "e-defter" denildiğinde çoğunlukla vergi ve ticari kayıtların elektronik ortamda tutulduğu e-Defter sistemi anlaşılır. Gelir İdaresi Başkanlığı'na göre e-Defter, Vergi Usul Kanunu ve/veya Türk Ticaret Kanunu kapsamında tutulması gereken defterlerdeki bilgilerin elektronik kayıtlar hâline getirilmesidir; uygulamada özellikle yevmiye defteri ve büyük defter elektronik ortamda tutulur.

Fakat günlük hayatta "e-defter" ifadesi bazen elektronik günlük, kişisel dijital günlük veya journaling anlamında da kullanılabiliyor. Kültürler ve toplumsal alışkanlıklar açısından asıl ilginç olan da bu ikinci anlam. Çünkü dijital günlük, yalnızca teknolojik bir alışkanlık değil; insanların kendilerini, ilişkilerini, başarılarını ve yaşadıkları toplumu nasıl algıladıklarıyla da ilgili.
[HEADING=1]E-Defteri Kimler Tutar? Önce Kavramı Netleştirelim[/HEADING]
Eğer konu Türkiye'deki resmî e-Defter ise cevap oldukça nettir: Bu sistemi kişisel günlük tutan herkes değil, mevzuat kapsamında bulunan mükellefler kullanır. GİB'in güncel açıklamalarına göre bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olan mükellefler, belirli koşullarda e-Defter uygulamasına geçmek zorundadır. Ayrıca e-Fatura kapsamındaki bazı mükellefler ve bağımsız denetime tabi belirli şirketler için de e-Defter yükümlülüğü bulunmaktadır. 1 Ocak 2025 itibarıyla bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olan mükellefler bakımından kapsam genişletilmiştir.

Dolayısıyla "Kimler e-Defter tutar?" sorusunun hukuki cevabı ile "Kimler elektronik günlük tutar?" sorusunun cevabı birbirinden farklıdır.

Bu yazıda ikinci soruya, yani insanların kişisel deneyimlerini elektronik ortamda kaydetmesine daha geniş bir kültürel çerçeveden bakmak daha anlamlı görünüyor.
[HEADING=1]Günlük Tutmak Yeni Bir Alışkanlık Değil[/HEADING]
Dijital günlükler bize çok modern bir alışkanlık gibi geliyor. Oysa günlük tutmanın tarihi oldukça eski. İnsanlar yüzyıllardır yaşadıkları olayları, duygularını, seyahatlerini, ilişkilerini, ekonomik durumlarını ve gözlemlerini kaydediyor.

Japonya bunun en dikkat çekici örneklerinden biri. Heian döneminde (794-1185) saray çevresinde günlükler, mektuplar ve şiirler önemli bir yazı kültürü oluşturuyordu. Metropolitan Museum of Art'ın aktardığı bilgilere göre bu dönemde saray kadınlarının günlükleri ve edebî eserleri Japon edebiyatının önemli parçaları hâline geldi. Kana yazı sistemi özellikle kadınların mektuplarında, şiirlerinde ve günlüklerinde yaygın biçimde kullanılıyordu.

Bu örnek bence çok önemli. Çünkü günlük tutmayı yalnızca "insanın kendi içine dönmesi" şeklinde açıklamak yetersiz kalıyor. Günlük, aynı zamanda bir toplumun insanlara hangi alanlarda konuşma ve yazma imkânı verdiğiyle de ilgilidir.

Bir toplumda kadınların kamusal alanda kendilerini ifade etme imkânları sınırlıysa, kişisel yazı alanları çok daha önemli hâle gelebilir. Japonya'nın Heian dönemindeki kadın edebiyatı bunun tarihsel bir örneğini sunuyor.
[HEADING=1]Batı'da Günlük: Kişisel Hafızadan Tarih Belgesine[/HEADING]
Avrupa'da da günlükler yalnızca kişisel hatıralardan ibaret değildi. İngiliz deniz yöneticisi Samuel Pepys'in 17. yüzyıldaki günlüğü bugün tarih araştırmalarında son derece önemli kaynaklardan biri kabul ediliyor.

Fakat burada da ilginç bir ayrıntı var. Cambridge University Press'te yayımlanan araştırma, Pepys'in günlüğünün kadınların yaşamlarına dair önemli bilgiler sunduğunu, ancak günlüğün neyi kaydettiği kadar neyi kaydetmediğinin de önemli olduğunu vurguluyor. Başka bir ifadeyle günlük, tamamen tarafsız bir kamera değildir. Yazarı neyi önemli görüyorsa onu kaydeder.

Bu nedenle günlük tutan kişinin cinsiyeti, sınıfı, yaşı, eğitimi, ekonomik durumu ve yaşadığı toplum araştırmacının elindeki malzemenin niteliğini etkileyebilir.

20. yüzyıl Britanya'sında ise kişisel günlüklerin tarihsel değerine yönelik ilgi daha da arttı. Cambridge'deki bir araştırma, özel günlüklerin günlük yaşam, mahremiyet ve bireysellik hakkındaki değişen anlayışlarla birlikte daha görünür hâle geldiğini belirtiyor.

Buradan şu soruyu sormak mümkün:

Bugün telefonumuzda tuttuğumuz dijital günlükler 100 yıl sonra bizim dönemimizi anlamak isteyen bir araştırmacı için nasıl bir kaynak olacak?
[HEADING=1]Erkekler Başarıya, Kadınlar İlişkilere mi Odaklanıyor?[/HEADING]
Burada dikkatli olmak gerekiyor. "Erkekler böyle, kadınlar şöyle" demek hem bilimsel olarak fazla basit hem de bireysel farklılıkları görünmez hâle getirebilir.

Yine de toplumsal rollerin günlük tutma biçimlerini etkileyebileceğini tartışmak mümkün.

Bazı kültürlerde erkeklerden bağımsızlık, üretkenlik, kariyer ve kişisel başarı beklenirken; kadınlardan aile ilişkilerini sürdürmeleri, bakım vermeleri, sosyal bağları korumaları ve duygusal emeği üstlenmeleri beklenebiliyor. Böyle bir toplumsal ortam, günlüklerin içeriğine de yansıyabilir.

Örneğin bir erkek kendi dijital günlüğünde günün hedeflerini, iş performansını, spor sonuçlarını, finansal planlarını veya kariyer hedeflerini kaydedebilir. Bir kadın ise aynı biçimde bunları yazabileceği gibi aile içindeki ilişkileri, arkadaşlıklarını, bakım sorumluluklarını veya çevresindeki insanların davranışlarını daha fazla anlatabilir.

Ama bunun biyolojik veya değişmez bir "erkek-kadın özelliği" olduğunu söylemek doğru olmaz.

Tarih bunun tersini gösteren çok sayıda örnek sunuyor.

Anne Lister'in 19. yüzyılda tuttuğu günlükler milyonlarca kelimeden oluşuyor ve kişisel ilişkilerden seyahate, mülk yönetiminden toplumsal hayata kadar çok geniş bir alanı kapsıyor. Cambridge University Press'in değerlendirmesine göre Lister'in günlükleri toplumsal cinsiyet, cinsellik, ekonomi ve siyasal yaşam tarihinin anlaşılmasında önemli bir arşiv niteliğinde.

Benzer şekilde erkeklerin günlükleri de yalnızca başarı ve kariyer üzerine değildir. Erkeklerin arkadaşlıkları, aile bağları, korkuları, yalnızlıkları, aşkları ve toplumsal baskıları da günlüklerde geniş yer bulabilir.

Bu nedenle daha dengeli bir ifade şu olur: Toplumsal beklentiler, kadınların ve erkeklerin günlük tutma konularını etkileyebilir; fakat bireysel günlükleri yalnızca cinsiyet üzerinden açıklamak mümkün değildir.
[HEADING=1]Kadınların Günlükleri Neden Toplumsal İlişkiler Açısından Önemli?[/HEADING]
Kadın günlüklerinin tarih araştırmalarındaki değerinin bir nedeni de geleneksel tarih yazımının uzun süre savaşlara, devletlere, siyasal liderlere ve ekonomik kurumlara ağırlık vermesiydi.

Oysa bir toplumun nasıl yaşadığını anlamak için yalnızca devlet arşivlerine bakmak yetmez. İnsanların çocuk yetiştirme biçimleri, evlilikleri, arkadaşlıkları, aile içindeki çatışmaları, gündelik işleri ve duyguları da toplumsal tarihin parçasıdır.
 
Üst