Pablo Escobar'ın hastalığı nedir ?

Arda

New member
Pablo Escobar'ın Hastalığı Neydi? Sağlık Durumu, Kültürel Algı ve Gerçekler

Pablo Escobar'ın Hastalığı Neydi? Sorunun Ardındaki Gerçek

Pablo Escobar'ın hayatını anlatan belgeselleri, dizileri veya kitapları takip ederken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: “Bu kadar yoğun baskı, uyuşturucu kullanımı, kaçış, şiddet ve sürekli saklanma içinde yaşayan bir insanın sağlığı nasıldı?” Özellikle internette Escobar'ın tüberküloz, mide hastalığı, bağımlılık ya da başka ciddi bir rahatsızlık geçirdiğine ilişkin çeşitli iddialarla karşılaşmak mümkün. Fakat burada önemli bir ayrım var: Pablo Escobar hakkında doğrulanmış tıbbi bilgiler ile sonradan ortaya çıkan söylentileri birbirine karıştırmamak gerekiyor.

Güvenilir biyografik kaynakların ortaya koyduğu temel gerçek şu: Escobar'ın belirli bir kronik hastalık nedeniyle öldüğüne dair güvenilir bir tıbbi kayıt bulunmuyor. 2 Aralık 1993'te Medellín'de güvenlik güçleriyle yaşanan çatışmanın ardından vurularak öldü. Biography.com da ölüm tarihini 2 Aralık 1993 olarak verirken, tarihsel kaynaklar onun 1993'te yürütülen insan avı sırasında öldürüldüğünü aktarıyor.

Dolayısıyla “Pablo Escobar hangi hastalıktan öldü?” sorusunun kısa cevabı aslında oldukça net: Bilinen ölüm nedeni bir hastalık değil, silahla vurulmasıdır.

Escobar'ın Gerçekten Bilinen Bir Hastalığı Var mıydı?

Burada biraz daha dikkatli olmak gerekiyor. Escobar'ın hayatına ilişkin anlatılarda zaman zaman çeşitli fiziksel sorunlardan söz ediliyor. Mark Bowden'ın Killing Pablo çalışmasından aktarılan bir anlatıda Escobar'ın mide rahatsızlıklarına yatkın olduğu belirtiliyor. Ancak bu bilgi, onun belirli ve teşhis edilmiş ağır bir mide hastalığı olduğu anlamına gelmiyor.

Aynı şekilde Escobar'ın uyuşturucu kullanımı da iyi belgelenmiş bir konu. Dönemin anlatımlarında özellikle marihuana kullandığı, buna karşılık kokaini kişisel olarak daha sınırlı kullandığı aktarılıyor. Bu ayrıntı önemli; çünkü “uyuşturucu baronu” olması otomatik olarak ağır kokain bağımlısı olduğu anlamına gelmiyor. Guardian'ın Mark Bowden'ın çalışmasından aktardığı biyografik bilgilerde Escobar'ın genç yaşlardan itibaren yoğun biçimde marihuana kullandığı, kokain kullanımının ise sanıldığı kadar merkezi olmadığı belirtiliyor.

Bu nedenle internet üzerindeki “Escobar şu hastalıktan muzdaripti” şeklindeki kesin cümlelere temkinli yaklaşmak gerekiyor. Bir kişinin madde kullanması, stresli yaşaması veya fiziksel bir belirti göstermesi, tıbbi teşhis anlamına gelmez.

Tüberküloz İddiası Nereden Çıkıyor?

Pablo Escobar hakkında zaman zaman tüberküloz hastalığıyla ilgili içerikler de görülüyor. Ancak güvenilir biyografik kaynaklarda Escobar'ın tüberküloz hastası olduğuna ilişkin sağlam bir tıbbi belge bulunmadığı için bunu kesin bir gerçek olarak sunmak doğru olmaz.

Üstelik tüberkülozun ne olduğunu bilmek, konunun neden karıştırıldığını anlamaya yardımcı oluyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre tüberküloz, çoğunlukla akciğerleri etkileyen bakteriyel bir hastalık ve 2024 yılında dünya çapında yaklaşık 10,7 milyon kişinin tüberküloza yakalandığı tahmin ediliyor. Hastalık öksürük, ateş, gece terlemesi, halsizlik ve kilo kaybı gibi belirtilere yol açabiliyor.

Bu belirtilerin bazıları stres, yetersiz beslenme, yoğun madde kullanımı veya başka hastalıklarda da görülebileceğinden, yalnızca bir biyografide geçen fiziksel rahatsızlıkları tüberküloz teşhisine dönüştürmek bilimsel açıdan doğru değildir.

Benzer şekilde “Escobar'ın sağlığı kötüydü, o halde kesin olarak tüberküloz vardı” şeklindeki bir çıkarım da tıbbi teşhis sayılmaz. CDC'nin de belirttiği gibi tüberküloz belirtileri başka hastalıklarla örtüşebilir ve kesin değerlendirme tıbbi testlerle yapılır.

Asıl Sağlık Sorunu: Yaşam Biçiminin Kendisi

Escobar söz konusu olduğunda sağlık meselesini yalnızca “hangi hastalığı vardı?” sorusuyla sınırlandırmak bana eksik geliyor. Çünkü onun hayatındaki en büyük sağlık risklerinden biri tek bir hastalık değil, yaşam biçiminin tamamıydı.

Uyuşturucu ticareti, sürekli kaçış, silahlı çatışmalar, ağır stres, düzensiz yaşam, uyku problemleri, tehdit altında yaşama ve şiddet ortamı bir insanın fiziksel ve psikolojik iyilik hâlini ciddi biçimde etkileyebilecek koşullardır.

Üstelik Escobar'ın yaşamı yalnızca bireysel bir sağlık hikâyesi değildi. Medellín'deki uyuşturucu ekonomisi Kolombiya'nın siyasal ve toplumsal yapısıyla iç içe geçmişti. Medellín Karteli'nin 1980'lerde yükselişi cinayetler, bombalamalar, adam kaçırmalar ve devletle çatışma gibi olayları beraberinde getirdi. History'nin uyuşturucu ticareti tarihine ilişkin araştırması, kartelin özellikle 1980'lerde büyük bir ekonomik ve örgütsel güç kazandığını ve bunun Kolombiya'da uzun süreli şiddete katkıda bulunduğunu aktarıyor.

Burada ilginç olan nokta şu: Bireyin sağlığını toplumdan tamamen bağımsız düşünemiyoruz.

Kolombiya'daki Yerel Kültür ve “Robin Hood” Algısı

Escobar'ın bazı Kolombiyalı yoksul kesimler tarafından bir dönem “yardım eden zengin adam” olarak görülmesinin arkasında sosyal gerçeklik vardı. Mahallelere konut yaptırması, futbolu desteklemesi ve çeşitli sosyal yardımlarda bulunması, bazı insanlar açısından devletin yeterince sağlayamadığı hizmetlerin yerel bir aktör tarafından karşılanması gibi algılandı.

Ancak aynı kişinin faaliyetleri başka insanlar açısından korku, kayıp ve travmayla özdeşleşti. Biography.com, Escobar'ın yardım projeleri ve futbol kulüplerine desteğinin ona belirli bir popülerlik kazandırdığını, fakat daha sonra binlerce kişinin ölümüne yol açan terör kampanyalarının kamuoyundaki algıyı değiştirdiğini belirtiyor.

Bu çelişki yalnızca Kolombiya'ya özgü değil. Dünyanın farklı bölgelerinde devlet kurumlarının zayıf olduğu veya ekonomik eşitsizliğin çok yüksek olduğu toplumlarda, yasadışı ekonomik güç sahiplerinin bazı sosyal hizmetleri üstlenmesi onların yerel meşruiyet kazanmasına yol açabiliyor.

Fakat burada okuyucuya şu soruyu sormak gerekiyor:

Bir kişinin mahallesine yardım etmesi, o kişinin toplum üzerindeki şiddetinin değerlendirilmesinde nasıl bir yere sahip olmalı?

Yardım alan insanların minnettarlığı ile mağdurların yaşadığı acı aynı toplumsal hikâyenin içinde nasıl değerlendirilmeli?

ABD, Kolombiya ve Küresel Uyuşturucu Ekonomisi

Escobar'ın sağlık hikâyesini anlamanın bir başka yolu da uyuşturucu ticaretini küresel ölçekte değerlendirmek.

Kolombiya üretim ve sevkiyat ağlarının önemli merkezlerinden birine dönüşürken ABD çok büyük bir tüketim pazarıydı. Dolayısıyla Escobar'ı yalnızca “Kolombiya'daki bir suçlu” olarak ele almak, küresel ekonomik bağlantıyı gözden kaçırmak olur.

1970'ler ve 1980'lerde kokain ticaretinin büyümesi, Latin Amerika'daki üretim bölgelerini Kuzey Amerika'daki tüketim merkezlerine bağlayan uluslararası bir sistem oluşturdu. Bu sistem içerisinde para, silah, yolsuzluk, siyasi baskı ve şiddet de sınırlar arasında hareket etti.

Bu açıdan Escobar'ın sağlığı bile küresel bir hikâyenin parçası olarak görülebilir. Çünkü büyük miktarda yasa dışı servet, güvenlik ihtiyacını artırdı; güvenlik ihtiyacı silahlı korumaları büyüttü; devletle çatışma arttıkça stres ve sürekli kaçış hayatın parçası hâline geldi.

Sonuçta Escobar'ın yaşamını “bir adam çok para kazandı ve hastalandı” şeklinde okumak fazlasıyla basit kalıyor.
 
Üst