Cansu
New member
Parfümün Kalıcılığına Ne Denir? Bilimsel Açıdan Substantivite, Tenacity ve Koku Algısı
Parfümün Kalıcılığına Ne Denir? Bilimsel Olarak “Substantivite” ve “Tenacity” Neyi İfade Eder?
Parfüm kullanırken hepimizin aklından aynı soru geçiyor: “Bu koku neden bende birkaç saat kalıyor da başka birinin teninde bütün gün hissediliyor?” İlk bakışta bunun cevabı yalnızca parfümün yoğunluğunda veya “kaliteli” olup olmamasında aranıyor. Fakat konuya biraz bilimsel merakla yaklaşınca işin çok daha ilginç olduğu görülüyor. Aslında parfümün kalıcılığı; uçuculuk, buhar basıncı, moleküler yapı, cilt özellikleri, sıcaklık, hava akımı ve parfüm formülasyonunun birbirleriyle etkileşiminin sonucudur.
Bu nedenle araştırılması gereken ilk kavram, günlük dilde kullandığımız “kalıcılık” kelimesinin bilimsel karşılığıdır. Parfümeri literatüründe bununla bağlantılı olarak “substantivity” (substantivite) ve “tenacity” (tutuculuk/kalıcılık) terimleri kullanılır. Hakemli bir çalışmada parfüm materyalinin cilt üzerinde ne kadar süre kalabildiğini tanımlayan parametrenin “substantivity or tenacity” olarak adlandırıldığı belirtilmektedir.
Yani “parfümün kalıcılığı” dediğimiz şey, tek başına kokunun saatlerce burunda algılanması değildir. Daha teknik açıdan mesele, koku moleküllerinin cilt veya başka bir yüzey üzerinde ne kadar süre bulunabildiği ve atmosfere hangi hızla salındığıdır. Buradan hareketle parfüm kalıcılığını anlamak için biraz kimya, biraz fizik ve biraz da insan algısını birlikte değerlendirmek gerekiyor.
Kalıcılık = Sadece Parfümün Yoğunluğu Değildir
“Eau de parfum daha yoğun, o halde daha kalıcıdır” şeklindeki yaklaşım pratikte çoğu zaman işe yarasa da bilimsel açıdan eksiktir. Çünkü bir parfümün davranışını belirleyen yalnızca toplam esans miktarı değildir.
Bir koku molekülünün ciltten havaya geçiş hızında buhar basıncı, moleküler ağırlık, yağ fazındaki çözünürlük, ciltle etkileşim ve çevresel koşullar önem taşır. Kasting ve Saiyasombati tarafından geliştirilen fizikokimyasal modelde parfüm bileşenlerinin buharlaşma davranışı; buhar basıncı, moleküler ağırlık, oktanol/su dağılımı ve suda çözünürlük gibi değişkenlerle ilişkilendirilmiştir. Araştırmacılar, insan cildinden elde edilen deneysel sonuçlarla model tahminleri arasında belirli formülasyonlarda anlamlı bir uyum bildirmiştir.
Buradaki temel fikir oldukça basittir: Bir molekül ne kadar kolay gaz fazına geçiyorsa, genellikle ciltten o kadar hızlı uzaklaşma eğilimindedir. Fakat parfüm tek bir molekülden oluşmaz. Yüzlerce farklı aroma bileşeni aynı sıvı içinde bulunabilir ve bunların her biri farklı hızlarda buharlaşabilir.
Bu nedenle bir parfümün “ilk 30 dakikadaki kokusu” ile “6 saat sonraki kokusu” aynı olmayabilir. Hatta parfümün sonradan daha güzel koktuğunu söyleyen insanların deneyimi de buradan kaynaklanabilir.
Üst, Orta ve Dip Notalarının Bilimsel Temeli
Parfümeride üst, orta ve dip nota ayrımı çoğunlukla pratik bir anlatım biçimi olarak kullanılır. Ancak bunun arkasında fiziksel bir gerçeklik bulunur: Farklı moleküller farklı uçuculuk özelliklerine sahiptir.
Örneğin narenciye karakterli bazı moleküller hızlı biçimde havaya karışırken daha düşük uçuculuğa sahip bazı odunsu, misk veya reçinemsi bileşenler cilt üzerinde daha uzun süre kalabilir. “Fresh” olarak tanımlanan kokular ile substantivite arasındaki ilişkiyi inceleyen hakemli bir çalışmada, tazelik algısı ile substantivite arasında güçlü bir negatif korelasyon rapor edilmiştir: r = -0,85. Araştırmacılar, taze karakterin genellikle daha düşük substantivite ile ilişkili olduğunu göstermiştir.
Bu sonuç “her narenciye kokusu kesinlikle kısa ömürlüdür” anlamına gelmez. Parfüm formülü bir bütündür. Bir bileşenin başka moleküllerle karışması, taşıyıcı faz ve ciltle etkileşimi onun davranışını değiştirebilir.
Nitekim iki aşamalı kinetik model kullanan bir çalışmada, misk içeren ve içermeyen benzer parfüm karışımlarının buharlaşma profillerinin farklılaştığı görülmüştür. Araştırmacılar, bileşenler arasındaki etkileşimlerin buharlaşma hızını hem niteliksel hem de niceliksel olarak değiştirebildiğini bildirmiştir.
Dolayısıyla “dip nota daha kalıcıdır” ifadesi kabaca doğru bir pratik özet olsa da bilimsel gerçek bundan daha karmaşıktır.
Cilt Neden Parfümün Kalıcılığını Değiştiriyor?
Burada kişisel deneyim devreye giriyor. Aynı parfümü iki kişiye sıktığınızda birinde saatlerce fark edilirken diğerinde çok daha hızlı kaybolması şaşırtıcı değildir.
Cilt, kimyasal açıdan pasif bir cam yüzey değildir. Yağ miktarı, nem, sıcaklık, yüzey özellikleri ve diğer fiziksel koşullar koku moleküllerinin davranışını etkileyebilir.
“Insight into how skin changes perfume” başlıklı araştırmada, parfümün cilt üzerinde ve nispeten inert bir yüzey üzerinde farklı davranabildiği incelenmiştir. Araştırmacılar, parfüm ile cilt arasındaki fiziksel etkileşimlerin önemini araştırmak için headspace analizi ve çözücüyle yüzey örneklemesi gibi yöntemlerden yararlanmıştır. Çalışmada temiz ve kuru cilt koşullarında geniş kapsamlı kimyasal dönüşümün düşük olduğu, ancak bazı bölgelerde mikrobiyal etkilerle ilişkili değişimlerin görülebileceği belirtilmiştir.
Daha yeni bir çalışmada ise farklı gönüllülerin ciltlerinde parfüm moleküllerinin buharlaşması karşılaştırılmış ve cilt özellikleri ile moleküllerin kendi fizikokimyasal özelliklerinin buharlaşma hızındaki farklılıklara katkısı istatistiksel olarak değerlendirilmiştir.
Bu nedenle “benim tenimde parfüm durmuyor” cümlesini yalnızca parfümün kalitesine bağlamak doğru değildir.
Bilim İnsanları Parfüm Kalıcılığını Nasıl Ölçüyor?
Burada konu daha da ilginçleşiyor. Parfüm kalıcılığını bilimsel olarak değerlendirmek için yalnızca bir insanın “kaç saat kokladım?” demesi yeterli değildir.
Araştırmalarda kullanılan yöntemlerden biri dynamic headspace analysis yani dinamik headspace analizidir. Bu yöntemde cilt yüzeyinin üzerindeki hava fazında bulunan uçucu bileşenler belirli koşullarda toplanır ve daha sonra gaz kromatografisi gibi analitik tekniklerle analiz edilir.
Örneğin parfüm bileşenlerinin cilt veya saç üzerinden difüzyonunu inceleyen bir araştırmada, kontrollü hava akımı altında yayılan organik buharlar toplanmış ve bileşenlerin gaz fazındaki konsantrasyonları zaman içerisinde ölçülmüştür. Çalışmada 80 kişilik bir panelde sebum, hidrasyon ve pH gibi cilt özellikleri de sistematik olarak değerlendirilmiştir.
2019 yılında yayımlanan başka bir araştırmada ise alfa-pinen, limonen ve linalool gibi koku bileşenleri kullanılarak cilt üzerinde buharlaşma ve permeasyon süreçlerini açıklamak için matematiksel bir model oluşturulmuştur. Araştırmacılar, gaz fazındaki ve sıvı fazdaki konsantrasyonları gaz kromatografisiyle ölçerek modelin deneysel sonuçlarla ne ölçüde örtüştüğünü incelemiştir.
Bu araştırma yöntemlerinin bize verdiği önemli mesaj şudur: Parfüm kalıcılığı ölçülebilir bir fizikokimyasal süreçtir. Ancak insanın “kokuyu algılama süresi” ile molekülün ciltte bulunma süresi aynı şey değildir.
“Parfüm Artık Kokmuyor” Gerçekten Doğru mu?
Burada olfaktör adaptasyon kavramını da hesaba katmak gerekir.
Bir kişi parfümü kendi üzerine sıktığında burnu uzun süre aynı kokuya maruz kalır. Beynin koku sisteminde bu sürekli uyarana verilen yanıt zamanla azalabilir. Sonuç olarak kullanıcı “parfüm uçtu” diye düşünürken çevresindeki insanlar hâlâ kokuyu algılıyor olabilir.
Parfümün Kalıcılığına Ne Denir? Bilimsel Olarak “Substantivite” ve “Tenacity” Neyi İfade Eder?
Parfüm kullanırken hepimizin aklından aynı soru geçiyor: “Bu koku neden bende birkaç saat kalıyor da başka birinin teninde bütün gün hissediliyor?” İlk bakışta bunun cevabı yalnızca parfümün yoğunluğunda veya “kaliteli” olup olmamasında aranıyor. Fakat konuya biraz bilimsel merakla yaklaşınca işin çok daha ilginç olduğu görülüyor. Aslında parfümün kalıcılığı; uçuculuk, buhar basıncı, moleküler yapı, cilt özellikleri, sıcaklık, hava akımı ve parfüm formülasyonunun birbirleriyle etkileşiminin sonucudur.
Bu nedenle araştırılması gereken ilk kavram, günlük dilde kullandığımız “kalıcılık” kelimesinin bilimsel karşılığıdır. Parfümeri literatüründe bununla bağlantılı olarak “substantivity” (substantivite) ve “tenacity” (tutuculuk/kalıcılık) terimleri kullanılır. Hakemli bir çalışmada parfüm materyalinin cilt üzerinde ne kadar süre kalabildiğini tanımlayan parametrenin “substantivity or tenacity” olarak adlandırıldığı belirtilmektedir.
Yani “parfümün kalıcılığı” dediğimiz şey, tek başına kokunun saatlerce burunda algılanması değildir. Daha teknik açıdan mesele, koku moleküllerinin cilt veya başka bir yüzey üzerinde ne kadar süre bulunabildiği ve atmosfere hangi hızla salındığıdır. Buradan hareketle parfüm kalıcılığını anlamak için biraz kimya, biraz fizik ve biraz da insan algısını birlikte değerlendirmek gerekiyor.
Kalıcılık = Sadece Parfümün Yoğunluğu Değildir
“Eau de parfum daha yoğun, o halde daha kalıcıdır” şeklindeki yaklaşım pratikte çoğu zaman işe yarasa da bilimsel açıdan eksiktir. Çünkü bir parfümün davranışını belirleyen yalnızca toplam esans miktarı değildir.
Bir koku molekülünün ciltten havaya geçiş hızında buhar basıncı, moleküler ağırlık, yağ fazındaki çözünürlük, ciltle etkileşim ve çevresel koşullar önem taşır. Kasting ve Saiyasombati tarafından geliştirilen fizikokimyasal modelde parfüm bileşenlerinin buharlaşma davranışı; buhar basıncı, moleküler ağırlık, oktanol/su dağılımı ve suda çözünürlük gibi değişkenlerle ilişkilendirilmiştir. Araştırmacılar, insan cildinden elde edilen deneysel sonuçlarla model tahminleri arasında belirli formülasyonlarda anlamlı bir uyum bildirmiştir.
Buradaki temel fikir oldukça basittir: Bir molekül ne kadar kolay gaz fazına geçiyorsa, genellikle ciltten o kadar hızlı uzaklaşma eğilimindedir. Fakat parfüm tek bir molekülden oluşmaz. Yüzlerce farklı aroma bileşeni aynı sıvı içinde bulunabilir ve bunların her biri farklı hızlarda buharlaşabilir.
Bu nedenle bir parfümün “ilk 30 dakikadaki kokusu” ile “6 saat sonraki kokusu” aynı olmayabilir. Hatta parfümün sonradan daha güzel koktuğunu söyleyen insanların deneyimi de buradan kaynaklanabilir.
Üst, Orta ve Dip Notalarının Bilimsel Temeli
Parfümeride üst, orta ve dip nota ayrımı çoğunlukla pratik bir anlatım biçimi olarak kullanılır. Ancak bunun arkasında fiziksel bir gerçeklik bulunur: Farklı moleküller farklı uçuculuk özelliklerine sahiptir.
Örneğin narenciye karakterli bazı moleküller hızlı biçimde havaya karışırken daha düşük uçuculuğa sahip bazı odunsu, misk veya reçinemsi bileşenler cilt üzerinde daha uzun süre kalabilir. “Fresh” olarak tanımlanan kokular ile substantivite arasındaki ilişkiyi inceleyen hakemli bir çalışmada, tazelik algısı ile substantivite arasında güçlü bir negatif korelasyon rapor edilmiştir: r = -0,85. Araştırmacılar, taze karakterin genellikle daha düşük substantivite ile ilişkili olduğunu göstermiştir.
Bu sonuç “her narenciye kokusu kesinlikle kısa ömürlüdür” anlamına gelmez. Parfüm formülü bir bütündür. Bir bileşenin başka moleküllerle karışması, taşıyıcı faz ve ciltle etkileşimi onun davranışını değiştirebilir.
Nitekim iki aşamalı kinetik model kullanan bir çalışmada, misk içeren ve içermeyen benzer parfüm karışımlarının buharlaşma profillerinin farklılaştığı görülmüştür. Araştırmacılar, bileşenler arasındaki etkileşimlerin buharlaşma hızını hem niteliksel hem de niceliksel olarak değiştirebildiğini bildirmiştir.
Dolayısıyla “dip nota daha kalıcıdır” ifadesi kabaca doğru bir pratik özet olsa da bilimsel gerçek bundan daha karmaşıktır.
Cilt Neden Parfümün Kalıcılığını Değiştiriyor?
Burada kişisel deneyim devreye giriyor. Aynı parfümü iki kişiye sıktığınızda birinde saatlerce fark edilirken diğerinde çok daha hızlı kaybolması şaşırtıcı değildir.
Cilt, kimyasal açıdan pasif bir cam yüzey değildir. Yağ miktarı, nem, sıcaklık, yüzey özellikleri ve diğer fiziksel koşullar koku moleküllerinin davranışını etkileyebilir.
“Insight into how skin changes perfume” başlıklı araştırmada, parfümün cilt üzerinde ve nispeten inert bir yüzey üzerinde farklı davranabildiği incelenmiştir. Araştırmacılar, parfüm ile cilt arasındaki fiziksel etkileşimlerin önemini araştırmak için headspace analizi ve çözücüyle yüzey örneklemesi gibi yöntemlerden yararlanmıştır. Çalışmada temiz ve kuru cilt koşullarında geniş kapsamlı kimyasal dönüşümün düşük olduğu, ancak bazı bölgelerde mikrobiyal etkilerle ilişkili değişimlerin görülebileceği belirtilmiştir.
Daha yeni bir çalışmada ise farklı gönüllülerin ciltlerinde parfüm moleküllerinin buharlaşması karşılaştırılmış ve cilt özellikleri ile moleküllerin kendi fizikokimyasal özelliklerinin buharlaşma hızındaki farklılıklara katkısı istatistiksel olarak değerlendirilmiştir.
Bu nedenle “benim tenimde parfüm durmuyor” cümlesini yalnızca parfümün kalitesine bağlamak doğru değildir.
Bilim İnsanları Parfüm Kalıcılığını Nasıl Ölçüyor?
Burada konu daha da ilginçleşiyor. Parfüm kalıcılığını bilimsel olarak değerlendirmek için yalnızca bir insanın “kaç saat kokladım?” demesi yeterli değildir.
Araştırmalarda kullanılan yöntemlerden biri dynamic headspace analysis yani dinamik headspace analizidir. Bu yöntemde cilt yüzeyinin üzerindeki hava fazında bulunan uçucu bileşenler belirli koşullarda toplanır ve daha sonra gaz kromatografisi gibi analitik tekniklerle analiz edilir.
Örneğin parfüm bileşenlerinin cilt veya saç üzerinden difüzyonunu inceleyen bir araştırmada, kontrollü hava akımı altında yayılan organik buharlar toplanmış ve bileşenlerin gaz fazındaki konsantrasyonları zaman içerisinde ölçülmüştür. Çalışmada 80 kişilik bir panelde sebum, hidrasyon ve pH gibi cilt özellikleri de sistematik olarak değerlendirilmiştir.
2019 yılında yayımlanan başka bir araştırmada ise alfa-pinen, limonen ve linalool gibi koku bileşenleri kullanılarak cilt üzerinde buharlaşma ve permeasyon süreçlerini açıklamak için matematiksel bir model oluşturulmuştur. Araştırmacılar, gaz fazındaki ve sıvı fazdaki konsantrasyonları gaz kromatografisiyle ölçerek modelin deneysel sonuçlarla ne ölçüde örtüştüğünü incelemiştir.
Bu araştırma yöntemlerinin bize verdiği önemli mesaj şudur: Parfüm kalıcılığı ölçülebilir bir fizikokimyasal süreçtir. Ancak insanın “kokuyu algılama süresi” ile molekülün ciltte bulunma süresi aynı şey değildir.
“Parfüm Artık Kokmuyor” Gerçekten Doğru mu?
Burada olfaktör adaptasyon kavramını da hesaba katmak gerekir.
Bir kişi parfümü kendi üzerine sıktığında burnu uzun süre aynı kokuya maruz kalır. Beynin koku sisteminde bu sürekli uyarana verilen yanıt zamanla azalabilir. Sonuç olarak kullanıcı “parfüm uçtu” diye düşünürken çevresindeki insanlar hâlâ kokuyu algılıyor olabilir.